Postpositions, Circumpositions and Prepositions

Postpositions, circumpositions and prepositions are the words or morphemes that express location to some kind of reference. They are all called adpositions. In Turkish grammar, the type of adposition and its position in a sentence differ from the English grammar. Consequently, we will call them all “preposition” to make easy to understand.

Turkish case suffixes can perform the function of some English prepositions to some degree. For example, the ablative case (-den & -dan) indicate the point of deperture and also comparison when attechted to the point of reference. However, most of the prepositions are single words.

Examples:

In (tr. içinde, içerisinde)
At (tr. üzere, nezdinde, içerisinde)
On (tr. üstünde)

These are the most popular ones.

eg. The pen is on the table (tr. Kalem masanın üzerinde)
eg. The cat is in the box (tr. Kedi kutunun içinde OR Kedi kutunun içerisinde)
eg. We are at the Kampus (tr. Kampüsdeyiz OR Kampüs içerisindeyiz.)

the location in the word “kampüsdeyiz” is giving by locative case.

More examples:
yan (eng. side)
yanında (eng. beside, next to, nearby)

e.g. Yanımda kal. (eng. stay next to me. OR stay with me.)

alt (eng. bottom)

e.g. Arabaların altına bile baktılar. (eng. They even checked the bottom of the cars.)

dış (eng. exterior, out)

e.g. Ülke sınırlarının dışında (eng. outside the country boundries)

ara (eng. interval)
arası (eng. between)

Mesapotamia. Fırat ve Dicle nehirleri arasında.

e.g. Dicle ile Fırat nehirlerinin arasında kalan bölgeye Mezopotamya denir. (eng. The area between the Tigris & Euphrates is called Mesopotamia.)
e.g. Aynı isimli iki kişinin arasında dilek tutarsan kabul olur.

It is a common supersition that if you make a wish between two people with the same name, your wish comes true. We could find that In Ukraine, there is a similar superstition but origins. If you know about it, please write us here.

üst (eng. top)
üstünde (eng. on)

e.g. Masanın üstündeki vazo kırıldı. (eng. the vase on the table has broken)

orta (eng. middle)
ortasında (eng. in the middle)

e.g. Ortadaki şişeyi al. (eng. take the bottle in the middle)

bu yana (eng. since)

e.g. Oturma odasındaki eşyalar çocukluğumdan bu yana aynılar. (eng. The furnishes in the living have been the same since my childhood.)

sonra (eng. after)

e.g. Türkler akşam yemeğinden sonra genellikle çay içerler. (eng. the Turkish generally drink tea after dinner)

Attention: ‘sonra’ and ‘bu yana’ are used following the ablative case. (yemeğin-den sonra; çocukluğum-dan bu yana)
daha önce OR önce (before)

e.g. Daha önce bahsi geçmişti ancak hiç umursamadım. (eng. It has been mentioned before but i didnt care any.)
dolayı, ötürü*, yüzünden (eng. because of OR due to)
*’ötürü’ might be considered as provincialism.

e.g. kötü hava nedeniyle bütün uçuşlar iptal edildi. (eng. all flights are cancelled because of bad weather)
e.g. Bütün umudunu kontrol edilemeyen endişeleri ve anksiyetesi yüzünden kaybetti. (eng. He has lost all his hopedue to his uncontrollable concerns and severe anxiety.)

Attention: uç-mak => to fly; uçak => plane, uç-uş =>flight, uç-uş-lar => flights

sayesinde (eng. thanks to he/she/it)
sayende (eng. thanks to you)
sayenizde (eng. thanks to you**)
sayemizde (eng. thanks to us)
**plural or formal

e.g. Senin sayende bu sınavı geçebildim. (eng. I could pass this exam thanks to you.)
e.g. Sayemizde bu güzel şartlarda yaşıyorsun. (eng. You are living in this nice conditions thanks to us.)
e.g. Nanoteknoloji sayesinde hızlı gelişmeler gözlenmektedir. (eng. Rapid developments are observed thanks to nanotechnology.)

zarfında (eng. during & while )

e.g. Bu süre zarfında, siz de evrak işlerini halledin lütfen. (eng. During this time, you deal with the paper work please.)

esnasında (eng. in the course of)

Amerika Birleşik Devletlerindeki birçok kişi 2007 ekonomik krizi esnasında, bankalara borçlu oldukları parayı ödeyemediler. (eng. In the course of 2007 financial crisis, many people in the US couldn’t pay what they owe to the banks)