Lesson: How to Order Food in a Restaurant? – Audio

Ordering food in a restaurant is an important experience in which you learn new words and phrases quickly. It’s also a great opportunity to practice what you have learned. In the dialogue, you’ll hear new phrases and verbs which will be helpful when you are ordering food.

Download the audio
Download the transcript and the grammar notes

Turkish tutor Gokce Turkish tutor Ayse Turkish tutor Feyza
Interested in private lessons? Sign up now for a free trial!
Need help with your listening skills? Sign up for a free lesson with friendly instructors and learn in a relaxed, step-by-step environment through videoconferencing.

Transcript

Müşteri: Merhaba, iki kişiyiz boş bir yeriniz var mı?
Garson: Rezervasyonunuz var mı efendim?
Müşteri: Maalesef yok.
Garson: Peki boş masam var görünüyor. Sizi şöyle cam kenarına alabilirim.
Müşteri: Teşekkür ederiz.
Garson: Ne yemek istersiniz efendim?
Müşteri: Ne önerirsiniz?
Garson: Bugüne özel çok lezzetli el yapımı mantım var. Üzerine cevizli sos ile servis ediliyor.
Müşteri: Dün mantı yedik. Bugün farklı bir şey yemek istiyoruz.
Garson: Peki o zaman size menüyü getireyim.

Garson: Karar verdiniz mi efendim?
Müşteri: Evet, ben bir porsiyon ızgara et ve salata istiyorum. Arkadaşım da aynısından istiyor.
Garson: Etin nasıl pişmesini istersiniz. Az, çok, orta?
Müşteri: Orta pişmiş olsun. Çok pişmiş olmasın.
Garson: Peki salatayı ortaya büyük yaptırmamı ister misiniz?
Müşteri: Evet lütfen ortaya büyük bir salata olsun. Bir de öncesinde kızarmış ekmek getirirseniz çok seviniriz.
Garson: Tabii efendim. İçmek için ne arzu edersiniz?
Müşteri: Hmm. Ben ayran alacağım. Arkadaşım için de kola getirin lütfen.
Garson: Tabii ki. Tatlı olarak bir şey ister misiniz?
Müşteri: Evet, tatlı olarak şöbiyet istiyoruz.
Garson: Tabii efendim. Hemen geliyor.
Müşteri: Teşekkür ederiz.

Müşteri: Hesabı alabilir miyiz lütfen?
Garson: Buyurun efendim.
Müşteri: Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?
Garson: Tabii ki.
Müşteri: Buyurun. Bu kredi kartım, bu da bahşiş için.
Garson: Çok teşekkür ederim. Kartınızı ve fişinizi hemen getiriyorum.

Translation

Customer : Hello, we are two, do you have any vacancies?
Waiter : Do you have a reservation, sir?
Customer : Unfortunately, we don’t.
Waiter : Well, it looks like I have an empty table. I can take you to (the place) near the window like this.
Customer : Thank you.
Waiter : What would you like to eat, sir/ma’am/madam?
Customer : What would you recommend?
Waiter : I have a very delicious handmade mantı (ravioli like Turkish dish) special for today. It is served with walnut sauce on it.
Customer : Yesterday we ate mantı. We want to eat something different today.
Waiter : Well then I can bring you the menu.

Waiter : Did you decide, sir?
Customer : Yes, I want a portion of grilled meat and salad. My friend also wants the same.
Waiter : How would you like the meat to be cooked? Rare, medium, well done?
Customer : Let it be cooked medium. Don’t make it overcooked.
Waiter : So would you like a big salad?
Customer : Yes, please let it be a big salad. And if you bring toast before, we would be very happy.
Waiter : Sure, sir/ma’am/madam. What would you like to drink?
Customer : I will have Ayran. Bring coke for my friend, please.
Waiter : Sure. Would you like something for dessert?
Customer : Yes, we want Şöbiyet.
Waiter : Sure, sir/ma’am/madam. It’s coming right away.
Customer : Thank you.

Client : Can we have the check, please?
Waiter : Here, sir/ma’am/madam.
Customer : Can I pay with credit card?
Waiter : Sure.
Customer : Here you are. This is my credit card, and this is for the tip.
Waiter : Thank you very much. I bring your card and receipt immediately.

Grammar Notes

Gibi Görünüyor

… görünüyor. / gibi görünüyor
It seems like

Peki boş masam var görünüyor. Sizi şöyle cam kenarına alabilirim.*
Well, it seems like I have an empty table. You can have the place next to the window. (lit. I can take you (to the place) next to the window)

Hiçbir işi bitirmemiş gibi görünüyor.
It looks like s/he hasn’t finished anything.

-A önermek

Önermek
To suggest

Ne önerirsiniz?
What do you suggest?

Bana bir kitap önerir misiniz?
Would you a book to me?

Bana hangi kitabı* önerirsiniz?
Which book would you recommend to me?

When used with hangi, the noun becomes accusative as “which” (hangi) indicates that the speaker is talking about specific books.

-A karar vermek

-A karar vermek
To decide

Karar verdiniz mi efendim?
Have you decided, sir?

Ne yapmaya karar verdiniz?
What did you decide to do?

için…

Bu da bahşiş için.
This is for the tip.

Tabii efendim. İçmek için ne arzu edersiniz?
Of course sir. What would you like to drink?

Another way of saying the same sentence would be:

Tabii efendim. İçecek olarak ne arzu edersiniz?
Of course sir. What would you like as a drink?

Olarak

Olarak
As

Tatlı olarak bir şey ister misiniz?
Would you like something as dessert?

Mümkünse …
If possible…

Ama mümkünse az şerbetli olsun.
Yes but if possible let it be with little sherbet.

Sherbet is the liquid that makes baklava-typed dessert sweet. It consists of sugar, lemon, and water.

Vocabulary

Boş
Empty

Boş yer
Vacancy

Kişi
Person

Müşteri
Customer

Garson
Waiter

Masa
Table

Cam
Glass, window

Kenar
Side

Önermek
To suggest, to recommend

Lezzetli
Delicious

El yapımı
Hand-made

Mantı
Ravioli-like food

Ceviz
Walnut

Sarımsak
Garlic

Dün
Yesterday

Yarın
Tomorrow

Izgara
Grilled

Aynı
The same

Pişmek
To be cooked

Az pişmiş
Rare

Orta pişmiş
Medium-cooked

Çok pişmiş
Overdone, overcooked

Karar vermek
To decide

Kızarmış
Roasted, grilled

Ezme
Pate-like food, usually made of tomato and walnut

Arzu etmek
To desire

Şalgam
Fermented carrot juice, usually combined with kebap

Tatlı
Dessert

Hesap
Bill

Bahşiş
Tip

Fiş
Sales slip

Şöbiyet
A type of baklava

Şerbet
Syrup